TCK Md. 80 İNSAN TİCARETİ
Mağduru ve konusu insan olan insan ticareti suçu; kişileri zorla çalıştırmak, hizmet etmeye mecbur etmek, fuhuş yaptırmak, esaret altına almak veya organlarından bazılarının verilmesine razı etmek veya zorla almak amacıyla insanların tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri ya da barındırılmaları ile oluşur. Teşebbüs ve iştirakin mümkün olduğu suç tipinde fail etkin pişmanlık hükümlerinden de faydalanabilmektedir. İnsan ticareti suçunu işleyen fail hakkında sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası uygulanır.

Türkiye tarafından da imza edilen “Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” ve “Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi Ek İnsan Ticaretinin, Öncelikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol” hükümlerinin gereğini iç hukuka dahil etmek üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80. maddesinde tanımlanan insan ticareti suçu kaleme alınmıştır.

Kanun maddesine  göre suçun işleniş amaçları şu şekilde sıralanmıştır:
Zorla çalıştırmak, 
Hizmet ettirmek, 
Fuhuş yaptırmak, 
Esarete tâbi kılmak,
Vücut organlarının verilmesini sağlamak
maksatlarıyla failin insan ticareti suçunu işlemiş olması gerekmektedir. Her ne kadar bu amaçların temelinde maddi çıkar sağlama olsa da, suçun tamamlanmış olması için maddi çıkar sağlanmış olması şartı aranmamaktadır.

İnsan ticareti suçunun işleniş amaçlarına ulaşmak için fail tarafından uygulanabilecek araç fiiller ise şunlardır:
Tehdit,
Baskı,
Cebir, 
Şiddet uygulamak, 
Nüfuzu kötüye kullanmak, 
Kandırmak,
Kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek.

Tüm bu fiillere ek olarak fail tarafından suçun mağdurlarına yönelik aşağıdaki sonuç eylemlerinin de gerçekleşmesi gerekmektedir. 
Ülkeye sokmak,  
Ülke dışına çıkarmak, 
Tedarik etmek, 
Kaçırmak, 
Bir yerden başka bir yere götürmek,
Sevk etmek,
Barındırmak.

İnsan ticareti suçunu oluşturan yukarıda sayılı fiillerin varlığı halinde, kanun koyucu mağdurun rızasının geçersiz olduğunu maddenin ikinci fıkrasında belirtmiştir.

İnsan ticareti suçunun on sekiz yaşını doldurmamış olan mağdurları açısından, failin suçun işleniş amaçları ile hareket edip sayılan sonuç eylemleri gerçekleştirmiş olması durumunda, araç fiillere başvurmamış olsa dahi, faile 80. maddenin birinci fıkrasında öngörülen sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası uygulanır.

İnsan ticareti suçunun bir tüzel kişilik tarafından işlenmesi durumunda da tüzel kişiler hakkında iznin iptali, müsadere ve benzer güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır.

YARGITAY
9. Ceza Dairesi
Esas No : 2013/11336
Karar No : 2014/9711

Sanıklar müdafilerinin temyizlerinin sadece insan ticareti suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanıkların Türkiye’ye yasal yollardan giriş yapmaları sağlanan mağdureleri Ankara Gölbaşı’nda bulunan eve getirttirip tehdit, cebir ve şiddet ile fuhuş yaptırmak biçimindeki eylemlerinde, 765 sayılı TCK’nın 201/b madde ve fıkrasındaki “zorla çalıştırma veya hizmet ettirmek, esarete veya benzer uygulamalara tabi kılmak..” şeklinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı, “fuhuş yaptırmak” maksadıyla insan ticareti suçunun düzenlendiği 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 3. maddesiyle değişik 5237 sayılı TCK’nın 80. maddesinin ise suç tarihinde yürürlükte olmadığı gözetilerek, sanıkların eylemlerinin 765 sayılı TCK’nın 436. ve 179. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, fuhuş yaptırmak için tedarik suçu nedeniyle suç tarihinden itibaren zamanaşımı dolduğundan mahkemece davanın düşmesine karar verildiği de gözetilerek sanıkların eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu kapsamında olduğu ve sanıklar hakkında 765 sayılı TCK’nın 179/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 109. maddeleri gereğince, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. madde ve fıkrasındaki “lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü uyarınca denetime  olanak verecek şekilde bir değerlendirme yapılıp her iki yasa bütün olarak uygulanarak lehe yasa belirlendikten sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, insan ticareti suçundan tayin olunan ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakları saklı tutularak hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 26.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (11.09.2020 11.13 çevrimiçi, http://tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/547.pdf)



















ADANA ... AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NE

DOSYA NO        : ....../......

SANIK        : ..............

MÜDAFİİ        : Av. Yusuf KARAAĞAÇ - Adana Barosu - 5287
        (Adres antettedir.)

İSNAT EDİLEN SUÇ    : TCK. Md. 80 - İnsan Ticareti, TCK Md. 227 - Fuhuş

TALEP        : Adana .... Ağır Ceza Mahkemesinde …... Esas dosya             numarası ile sanık ................. hakkında devam eden             yargılamanın esasına ilişkin yaptığımız savunmamızın arzından         ibarettir.

AÇIKLAMALAR    :

Müvekkile isnat edilen suçlar, 5237 S.'lı TCK Md. 80/1 ve Md. 227/2 kapsamında insan ticareti ve fuhuş suçlarıdır. .../.../...... Tarihinden beri tutuklu bulunan müvekkile isnat edilen bu suçlar, gerçeklikle herhangi bir bağ ve bağlantısı bulunmayan, yeterli araştırma yapılmaksızın isnat edilmiş olup atf-ı cürum niteliğinde öteye gidememektedir.

Öncelikle .... doğumlu mağdure .......’nun suç tarihi öncesinde .........’de ikamet ettiği, eşinin cezaevinde olduğu, geçimini fuhuş yaparak sağladığı ancak eşinin akrabaları ve arkadaşları ve sosyal çevresinde tanınıyor olması nedeniyle rahat bir şekilde çalışamadığı, bu nedenle sanık müvekkil ..................’den bu konuda yardımcı olmasını istemiştir. Bunun üzerine müvekkil yalnızca  .......... 'da ikamet etmekte olan eski arkadaşı sanık ..........'nun irtibat numarasını mağdurenin yoğun istek ve baskılarına dayanamayıp kendisine vermiştir.

Mağdurenin ifadesinde de belirttiği üzere; eşinin cezaevine girmesinden sonra fuhuş yaparak geçimini sağladığını, müvekkili aynı semtte ikamet ediyor olmaları nedeniyle tanıdığını, fuhuş işi yaptığından sanık müvekkilin haberdar olduğunu, Adana ortamından rahatsız olduğunu daha önce sanık müvekkile söylediğini, müvekkil sanığın kendisine sadece ..............deki sanık ...............'ın numarasını verdiğini, sanık ....... İle yaptığı telefon görüşmesi sonrası çalışma şartlarını kabul ederek .................’e gidip otele yerleştiğini, ..............’in müşterileri bulduğunu, ............ ....... isimli kişininde müşterilere gidecekleri zaman şoförlük yaptığını, 20 gün kadar bu şekilde çalıştığını, ancak hak ettiği parayı alamadığı için Adana’ya döndüğünü, müvekkil sanığın bu olayda herhangi bir çıkar veya menfaatinin bulunmadığını beyan etmiştir.

Gerek mağdurenin ifadesinden gerekse dosya kapsamında toplanan delillerden anlaşılacağı üzere müvekkil sanık, mağdurenin sadece isteği üzerine bir arkadaşının telefon numarasını kendisi ile paylaşmış ve bundan sonra diğer sanık ve mağdure olan ilişkisini kesmiştir.

Bu bağlamda mağdure ile diğer sanık ......... arasındaki irtibatı kurmamış, ........’e fuhuş için gitmesi konusunda mağdureyi teşvik etmemiş, mağdurenin çalışma şartları konusunda ..............ile hiçbir surette görüşme yapmamış, mağdureye herhangi bir  güvence vermemiş, ulaşım, konaklama vb. konularda mağdure ve diğer sanıklar ile alakadar olmamıştır. Müvekkil, mağdurenin telefon numarasını da sanığa vermemiş; sadece sanığın numarasının mağdureye vermiştir.

Dosyanın içeriğine göre, TCK’nın 80/3. maddesi kapsamında kalmayan ve kendi rızaları ile fuhuş yapmak isteyen mağdurelere yönelik olarak müvekkilin; tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle fuhuş yaptırdıklarına dair dosya kapsamında herhangi bir sübut delil bulunmadığı gibi mağdurenin  yaşadığı ekonomik güçlükler nedeniyle para kazanmak amacıyla rızaları ile fuhuşa yönelmelerinde müvekkillin mağdurelerin çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmelerinden söz edilemeyeceği, fuhuşa teşvik ettiğine, bunun yolunu kolaylaştırdığına ya da fuhuş için aracılık ettiğine veya yer temin ettiğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı, ayrıca fuhuş yaptırmak maksadıyla insan ticareti suçunun düzenlendiği 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değişik TCK’nın 80. maddesinin suç tarihinde yürürlükte olmadığı da gözetilerek, unsurları itibariyle oluşmayan atılı insan ticareti suçundan müvekkillin beraatlerine hükmolunması gerekmektedir.

SONUÇ VE TALEP    :

Masumiyet karinesini ortadan kaldıracak güçte delil bulunamadığı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın suçluluğuna dair yeterli, kesin, somut delil elde edilemediğinden müvekkilin beraatını bilvekale arz ve talep ederim. ../../....

                Sanık Müdafi
Av. Yusuf KARAAĞAÇ
(e-imzalıdır.)





İndirme Butonları :

Pdf indir Udf indir Word indir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir